Erken Çocukluk Eğitiminin Önemi

ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİNİN ÖNEMİ  

 

“Erken çocukluk dönemi” çocuğun gelişiminde, kişiliğinin oturmasında, sağlıklı bir birey olarak yetişmesinde temel yapı taşlarının atıldığı kritik bir dönemdir. Çocuk yedi yaşında okula başladığında gelişiminin büyük bir kısmı tamamlamış oluyor ve eğitim için çok geç.”
Eğitim, doğumla başlayıp hayat boyu devam eden bir süreçtir. Hayat boyu sürecek öğrenmenin temelleri ise ilk altı yaşta , yani erken çocukluk döneminde atılır. Bu dönemde çocuklara iyi eğitim verilmesi ve olumlu çevre şartları sunulması çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimini desteklemede çok önemli rol oynar.
Erken çocukluk eğitimi ilk olarak aile de başlar. Aileden sonra, okul öncesi eğitim kurumları çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada aileyi desteklemektedir. Okul öncesi eğitim kurumları, çalışan anne babaya destek olup çocuk bakıcılığı görevinin üstlendiği bir yer değil; çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve bilimsel gelişimlerini en sağlıklı şekilde geçirmesini, onları gelecek eğitim basamaklarına hazırlamayı, kendini ifade eden, yaratıcı yönlerini ve becerilerini ortaya koyan sosyal bir birey olarak yetişmesini ve aileyi okul öncesi eğitimi konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan eğitim kurumlarıdır.
UNICEF, okulöncesi eğitim kurumlarını “yaşama en iyi başlangıç” yeri olarak görüyor ve çocuklar için yaşamsal önemde olan bu dönemeçte , onlara eşit haklar verilmesi gerektiğini savunuyor.
yapılan araştırmalar erken yaşların çocuğun; zeka, kişilik ve sosyal gelişiminde kritik bir dönem olduğunu ve bu yaşlardaki ihmalin sonraki dönemleri de etkilediğini vurgulamaktadır. Çocuğun ihtiyaçlarının bu dönemde gerektiği gibi karşılanmaması durumunda, çocuğun gelecekteki hayatında davranış problemlerine, zihinsel ve fiziksel geriliğe neden olabilir. Dilin edinimi ve gelişimi konusunda çalışan dil bilimciler de özellikle okul öncesi yılların dilin kazanılması bakımından çok önemli olduğu vurgulamaktadır. Cömert (2000), ilköğretim 2. ve 5. sınıf öğrencilerinin Türkçe okuma-anlama başarılarını tespit ederek, okulöncesi eğitime giden ve gitmeyen öğrencilerin Türkçe okuma-anlama başarılarındaki farkları ortaya çıkarmıştr. Buna göre, her iki sınıfta da okulöncesi eğitimden geçmiş öğrencilerin anlamlı düzeyde başarılı oldukları ortaya çıkmıştır.

Erken çocukluk eğitimi beynin gelişimi için de çok kritik bir dönem. Araştırmalar beyin gelişiminin en önemli kısımının ilk 6 yıl içinde gerçekleştiğini göstermektedir. 3-6 yaş nöronlar arasındaki bağlantıların en üst seviyede gerçekleştiği dönemdir. Bir bebek 3 yaşına geldiğinde, beyninin fiziksel büyümesinin % 90’ı tamamlanmıştır. Çocukluk tecrübeleri beynin çalışan devrelerinde hangi hücrelerin kullanılacağında belirgindir. Çocukluk döneminin geçtiği yaşam ve çevre koşulları beyin işlevselliğini olumlu veya olumsuz etkilediği, oyun oynamayan ve çok az dokunulan çocuklarda beyin gelişiminin akranlarından %20-30 daha az olduğu kanıtlanmıştır (Nash, 1997). Bu yüzden çocuklara erken yaşlarda karmaşık algılama ve fiziksel deneyimler için fırsatlar sunmak, ileriki yaşlardaki değişik öğrenme becerilerinin gelişimine olumlu yönde etki eder. Hatta böyle olanakların sağlanması erken beslenme bozukluklarına bağlı eksiklikleri telafi edebilir ya da en azından bir kısmını giderebilir (Bekman, 1999)